"Basenimi kapatıyor mu?"
Bir dönem tesettür giyim çekiyorduk. Düzen belliydi: önden, yarım dönük önden, tam arkadan. Katalog dili böyle kurulur; ürün üç açıdan gösterilir, iş biter. Ama müşterimizle yaptığımız toplantılarda hep aynı şey konuşuluyordu. Alıcılardan en sık gelen soru neydi? "Basenimi kapatıyor mu?"
Üç açımız vardı ve üçü de bu soruya cevap vermiyordu. Önden çekim kapatır gibi gösterir, arkadan çekim başka şey anlatır, yarım dönük ikisinin arasında kalır. Soruyu ancak tek bir açı cevaplayabilirdi: tam yandan, mankenin baseni görünecek şekilde. O kareyi ekledik.
Sonra iki şey oldu. İadeler azaldı. Satışlar arttı.
Buradan bir iddia çıkarıyorum: ürün fotoğrafı süs değildir, müşterinin sorusuna verilmiş cevaptır. "Güzel fotoğraf gereksizdir" demiyorum; kırk yılımı güzel fotoğraf kurmaya verdim, öyle dersem kendi hayatımı inkâr ederim. Dediğim şu: e-ticarette bir fotoğrafın işi güzel olmak değil, alıcının kafasındaki soruyu ekranda cevaplamaktır. Güzellik bu işi yaparken takındığı yüzdür; işin kendisi değil.
Göz izleme araştırmaları da aynı yere çıkıyor. Nielsen Norman Group'un yıllara yayılan çalışmalarında kullanıcıların salt dekoratif görselleri neredeyse hiç görmediği, buna karşılık ürün fotoğraflarını ve gerçek insanları içerik gibi inceleyip taradığı ölçüldü. Göz, süsü atlıyor; cevabı arıyor. Baymard Enstitüsü'nün büyük ölçekli kullanılabilirlik testleri de aynı mantığı doğruluyor: ürünün gerçek boyutunu hissettiren en az bir ölçekli fotoğraf gerekiyor; üzerine açıklayıcı bilgi işlenmiş ürün görselleri temel özellikleri tek karede aktarıyor, ama birçok site bunu yapmıyor. Giyim siteleri üzerine bir göz izleme çalışması ise ürünü giyen mankenli karelerin tek başına büyütülmüş ürün karesinden, mekânlı arka planların da silinmiş arka plandan daha fazla dikkat topladığını gösterdi. Neden? Çünkü mankenli ve mekânlı kare bir soruya cevap veriyor: bu şey benim üzerimde, benim hayatımda nasıl durur?
Buradan kendi gözlemime geçeyim; bunu laboratuvar ölçmedi, kırk yılın müşteri toplantıları ölçtü, o yüzden iddia değil gözlem olarak söylüyorum. Alıcı sitede gezinirken göz seri görselleri tarar. Aradığı ilk şey ürünün kendisi bile değildir; ürünü nerede kullanacağıdır, yani ihtiyacıdır. Kendine en yakın bulduğu modeli arar: benim yaşımda mı, benim bedenimde mi, benim hayatımda mı? Tıkladığı an ise modelle ilişkisi kesilir. Model işini yapmıştır; ürün artık seçilmiştir. Ürün sayfasında devreye başka bir şey girer: beklenti.
Ben buna iki kare diyorum. Listedeki fotoğraf özdeşleşme karesidir: alıcı orada kendini arar. Ürün sayfasındaki fotoğraf doğrulama karesidir: alıcı orada beklentisini sınar. Tesettürde beklenti çifttir ve gerilimlidir: vücut hatlarını belli etmesin, ama ilk görselde gördüğü kadar güzel dursun. Bizim yandan çekimimiz tam bu ikinci aşamanın fotoğrafıydı; kimseyi baştan çıkarmak için değil, bir beklentiyi doğrulamak için oradaydı. İki kareyi birbirine karıştıran marka iki yerde birden kaybeder: listede kimse kendini bulamaz, ürün sayfasında kimse sorusunun cevabını.
Şimdi işin bana asıl dert olan tarafına geleyim: doğrulama karesinin sorusu kitleye göre değişir. Tesettür giyim alıcısının sorusu basendi. Outdoor mont alıcısının sorusu başkadır: yağmurda ne olur? Mobilya alıcısınınki başkadır: kapıdan geçer mi, odada ne kadar yer kaplar? Kozmetik alıcısınınki başkadır: benim tenimde bu renk nasıl görünür? Kim soruyor, neyi soruyor, hangi korkusuyla soruyor, hangi kare o korkuyu susturur? Görsel strateji dediğim şey bu soruların listesiyle başlar; sanat yönetmeninin beğenisiyle değil.
Bunun pratik karşılığı da basit, neredeyse ayıp kaçacak kadar basit: müşteri hizmetlerine gelen sorular, iade gerekçeleri, yorumlardaki tereddütler. Çoğu markanın elinde çekim planının kendisi duruyor ve ona veri diyorlar, brife koymuyorlar. Bizim yandan çekimimiz bir yaratıcılık patlaması değildi; bir toplantıda sık sorulan soruyu ciddiye almaktı.
O yandan kareye bugün dönüp bakıyorum. Katalog mantığına göre fazlalıktı: dördüncü açı, ekstra maliyet. Alıcının mantığına göre ise listedeki tek gerekli fotoğraf oydu; diğer üçü dekordu. İade rakamı hangi mantığın doğru olduğunu söyledi.
Sizin ürün sayfanızdaki fotoğraflar hangi soruya cevap veriyor? Cevabınız "hangi soru?" ise, konuşacak şeyimiz var demektir.
Bir sonraki yazıda işi bir adım ileri götüreceğim: kareye bir insan koyduğunuzda, o insanın nereye baktığı alıcının nereye bakacağını belirliyor. Göz izleme laboratuvarları bunu ölçtü; biz reklam setlerinde yıllarca sezgiyle yaptık. Oraya geleceğim.