Geçmiş Projeler · Teknoloji & Kurumsal İletişim

MULTITEK: Bir Dönüm Noktası

Aydın Karadöller

Hayatta bazı dönüm noktaları vardır. Yaşandığı gün bunun bir dönüm noktası olduğunu anlayamazsınız. Aradan yıllar geçer, geriye dönüp baktığınızda ise aslında hayatınızın yönünün o gün değiştiğini fark edersiniz.

Benim için de böyle oldu.

Bir gün iş yerime ortaokuldan bir arkadaşım geldi. Eski günlerden konuşmaya başladık. Aynı sırayı paylaştığımız üçüncü arkadaşımız Mehmet Demirkol'dan söz açıldı. Yıllardır kendisini görmüyordum. Bildiğim kadarıyla Yüksek Denizcilik Okulu'nu bitirmiş, uzun yıllar uzak yol kaptanlığı yapmıştı.

Arkadaşım, "Mehmet denizciliği bıraktı. Ağabeyi Adnan Demirkol ile birlikte telefon santrali üretiyorlar." dedi.

Saat öğleden sonra üç sularıydı. "Haydi, gidip bir ziyaret edelim." dedik.

O gün ilk kez MULTITEK'in kapısından içeri girdim.

Bugün büyük bir teknoloji şirketi olarak tanınan MULTITEK, o günlerde üretimin yapıldığı büyükçe bir atölyeydi. İçeride büyük bir heyecan vardı. Elektronik kartlar, telefon santrali kasaları, lehim kokusu… Herkes harıl harıl çalışıyordu. Daha o gün anlamamıştım ama aslında yalnızca telefon santrali üretilmiyor, bir marka doğuyordu.

Su Damlalarındaki Meydan Okuma

Mehmet beni görünce çok sevindi. Yılların hasretini kısa sürede giderdik. Eski okul günlerinden konuştuk. Sonra bana dönüp, "Sen şimdi ne yapıyorsun?" diye sordu.

"Tanıtım fotoğrafçılığı yapıyorum." dedim.

Duvarda asılı bir takvimi gösterdi. Takvimde su damlalarının içinde bir markanın yansıdığı çok etkileyici bir reklam fotoğrafı vardı.

"Böyle bir fotoğraf çekebilir misin?" diye sordu.

Takvime birkaç saniye baktım.

"Çekerim. Hatta su damlalarının içinde MULTITEK yazısı olur, telefon santralini de altına yerleştiririm."

Gülümsedi. "Önce bir yap da görelim."

Çıkarken depodan boş bir telefon santrali kasası getirdi. "Bunu al. Yapabilirsen bununla yap."

Kasayı alıp iş yerime döndüm.

Analog Çağda Bir Fotoğraf

O zamanlar her şey analogdu. Henüz dijital fotoğraf hayatımıza girmemişti. Fotoğraflar dia filme çekiliyor, filmler banyoya gönderiliyor, renk ayrımları laboratuvarlarda hazırlanıyordu. Bugün bilgisayarda birkaç dakikada yapılabilecek birçok çalışma, o günlerde günler süren emek, bilgi ve sabır gerektiriyordu.

Ben ise Photoshop'un ilk sürümlerini kullanan fotoğrafçılardan biriydim. Ancak bilgisayarı hiçbir zaman kötü bir fotoğrafı kurtarmak için kullanmadım. Fotoğraf bilgisayarda değil, çekim masasında kurulmalıydı. Bilgisayar yalnızca önceden düşündüğünüz fikri tamamlamalıydı.

Ertesi sabah stüdyoda hazırlıklara başladım. Önce su damlalarının çekileceği düzeneği kurdum.

Asıl mesele damlalar değildi. Asıl mesele, damlaların içinde neyin görüneceğiydi.

MULTITEK logosunu öyle bir konumlandırdım ki, deklanşöre bastığım anda su damlalarının içinde gerçek optik yansıması oluşacaktı. Amacım logoyu sonradan bilgisayarda damlanın içine yerleştirmek değildi. Fotoğraf çekildiği anda orada gerçekten görünmesini sağlamaktı.

Önce su damlalarını dia filme çektim. Daha sonra telefon santralini ayrı olarak fotoğrafladım. Filmler banyoya gitti. Renk ayrımları yapıldı. Filmler tarandı. Daha sonra bilgisayarın başına geçtim.

Elimde iki ayrı görüntü vardı: birinde su damlalarının içinde gerçek yansımasıyla duran MULTITEK logosu, diğerinde telefon santrali. İki görüntüyü bir araya getirerek tasarladığım reklam görselini oluşturdum.

Ortaya çıkan sonuç tam hayal ettiğim gibiydi.

Adnan Bey'in Sessizliği

Kaliteli bir baskı alıp doğruca MULTITEK'e gittim. Fotoğrafı Mehmet'in önüne koydum. Eline aldı. Uzun süre sessizce baktı. Masaya bıraktı. Tekrar eline aldı. Bu kez Adnan Bey'i çağırdı. Fotoğrafa birlikte bakmaya başladılar.

Yüzlerindeki şaşkınlığı bugün bile unutamıyorum.

Çünkü ilk kez ürettikleri telefon santralini yalnızca teknik bir cihaz olarak değil, güçlü bir marka imajının içinde görüyorlardı.

Mehmet sonunda başını kaldırdı. "Tamam." dedi. "Biz birlikte çalışacağız."

İşte MULTITEK ile uzun yıllar sürecek çalışma böyle başladı.

Teknoloji Ürününü Fotoğraflamak

Önce ürün fotoğraflarını çekmeye başladım. Yeni çıkan her telefon santrali, her elektronik kart ve her yeni model stüdyoma geliyor, çekimleri yapılıyor, filmler hazırlanıyor ve teslim ediliyordu. Aradan çok geçmeden kataloglar geldi. Sonra broşürler, fuar panoları, yeni ürün lansmanları…

Teknoloji ürünlerinin fotoğrafını çekmek, dışarıdan bakıldığında sanıldığı kadar kolay değildir. Metal yüzeylerdeki yansımalar, plastik dokuların doğru algılanması, ekranların okunabilirliği, LED göstergelerin patlamaması, tuşların ve bağlantı noktalarının seçilebilmesi… Bunların her biri ayrı bir dikkat ister. Çektiğiniz fotoğraf yalnızca ürünü göstermemeli, ürünün kalitesini de hissettirmelidir.

Bu nedenle her ürüne aynı gözle bakmadım. Işığı ürünün malzemesine göre yeniden kuruyor, bazen tek bir ayrıntıyı doğru gösterebilmek için saatler harcıyorduk. Çünkü biliyordum ki müşterinin ürüne ilk dokunduğu yer fotoğrafın kendisiydi.

Sessiz Satış Temsilcisi: Ambalaj

Zaman içinde çalışmalarımız yalnızca ürün fotoğraflarıyla sınırlı kalmadı. İnterkom sistemleri, telsizler, klasik telefonlar ve birçok elektronik ürün için kutu ve ambalaj tasarımları hazırlamaya başladık.

Ambalaj tasarımına hiçbir zaman yalnızca bilgisayar ekranından bakmadım. Bir tasarımın başarılı olup olmayacağına karar veren yer tasarım masası değil, satış rafıdır. Bu nedenle yeni bir kutu tasarlamadan önce marketleri, teknoloji mağazalarını ve satış noktalarını dolaşıyor, aynı kategorideki rakip ürünleri tek tek inceliyordum. Saatlerce rafların önünde duruyor, müşterilerin davranışlarını gözlemliyordum. Hangi renk ilk dikkat çekiyor? Hangi kutu uzaktan fark ediliyor? Hangisi diğerlerinin arasında kayboluyor?

Bu soruların cevabını bilgisayar başında değil, mağazalarda buluyordum. Ancak ondan sonra tasarım masasına oturuyordum.

Amacım yalnızca estetik görünen bir kutu hazırlamak değildi. Onlarca ürünün yan yana dizildiği bir rafta müşterinin ilk bakışta fark edeceği, ürünü doğru anlatan ve markayı rakiplerinden ayıran bir ambalaj oluşturmaktı. Çoğu zaman satın alma kararı ürün ele alınmadan önce, yalnızca birkaç saniyelik görsel temas sırasında veriliyordu. Bu nedenle hazırladığımız kutular yalnızca ürünü koruyan bir ambalaj olmadı; sessiz bir satış temsilcisine dönüştüler.

Fotoğraftan Eğitim Videosuna

Yıllar içinde çalışmalarımız fotoğraf, katalog ve ambalajın ötesine geçti. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kullanıcıların bilgiye ulaşma biçimi de değişiyordu. Artık yalnızca ürünü göstermek yetmiyor; ürünün nasıl kullanılacağını da doğru anlatmak gerekiyordu.

Ürünlerin kurulumunu, kullanımını ve teknik özelliklerini anlatan videolar hazırlanması konusunda danışmanlık yaptım. Bu videolar yalnızca son kullanıcı için değil, sahada çalışan teknik servis ekipleri ve bayiler için de önemli bir eğitim kaynağı olacaktı.

Önce hangi ürünlerin video ile anlatılacağına karar verdik. Ardından her ürün için kullanım senaryoları, çekim planları ve anlatım dili oluşturuldu. Amacımız teknik bilgiyi mümkün olduğunca sade, anlaşılır ve herkesin uygulayabileceği bir dile dönüştürmekti.

Aslında yaptığımız şey yalnızca video üretmek değildi. Yıllardır fotoğrafla başlayan görsel iletişim sürecini hareketli görüntüye taşıyor, teknik bilgiyi görsel bir eğitim aracına dönüştürüyorduk.

Güven Üzerine Kurulan Bir Ortaklık

Bugün geriye dönüp baktığımda MULTITEK ile yaptığımız çalışmaların fotoğraftan başlayıp ambalaj tasarımına, kataloglardan teknik dokümanlara ve oradan eğitim videolarına kadar uzanan doğal bir gelişim içinde ilerlediğini görüyorum.

Meslek hayatım boyunca birçok farklı sektörde çalıştım. Her sektör bana yeni bir şey öğretti. Elektronik sektörü ise bunların içinde her zaman ayrı bir yerde durdu. Çünkü burada sattığınız şey yalnızca bir ürün değildi; güven, teknoloji ve kalite algısını aynı karede anlatmanız gerekiyordu.

Uzun soluklu iş birliklerinin temelinde yalnızca iyi iş çıkarmak değil, verilen sözü zamanında ve aynı kaliteyle yerine getirmek vardır. Güven oluştuğunda işler hızlanır, insanlar birbirini daha az anlatır, daha çok üretir.

Multitek ile yıllarca süren çalışma ilişkimizi değerli kılan da tam olarak buydu. Biz yalnızca ürün üretmedik; birlikte çalışan insanların birbirine duyduğu güvenin nasıl verimli bir iş kültürüne dönüşebileceğini de yaşadık.

← Danışmanlık